Ayırt etme gücü hukuki işlemleri nasıl etkiler?
Ayırt etme gücü, kişinin davranışının anlam ve sonuçlarını makul biçimde anlayıp buna göre hareket edebilme yeteneğidir.
Kuruluş, geçerlilik ve hukuki etkiler
Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, zihinsel yetersizlik, sarhoşluk veya benzeri nedenler somut işlem anındaki yeteneği etkileyebilir. Değerlendirme genel bir etiket değil, işlemin karmaşıklığı ve o andaki durum üzerinden yapılır. Ayırt etme gücü bulunan küçük veya kısıtlının bazı işlemleri yasal temsilci rızasına bağlıdır. Özel hukuk ilişkisinde tarafların iradesi önemli olmakla birlikte emredici hükümler, kamu düzeni, kişilik hakları ve dürüstlük kuralı sınır oluşturur. İşlemin tarafları, konusu, şekli, temsil yetkisi ve varsa koşul ya da vade ayrı ayrı incelenir. Bir belgenin başlığı tek başına hukuki niteliği belirlemez; gerçek ortak amaç, görüşme süreci ve edimlerin fiilen nasıl yerine getirildiği de dikkate alınır. Kanunun aradığı şekle uyulmaması bazı işlemlerde geçerliliği, bazılarında ise ispatı etkileyebilir.
İspat, uyuşmazlık ve korunma yolları
Ayırt etme gücü bulunmayan kişinin işlemleri kural olarak hukuki sonuç doğurmaz; ancak kanundaki istisnalar ve hakkaniyet sorumluluğu ayrıca incelenir. Sağlık kaydı, işlem öncesi davranış, tanık ve uzman görüşü birlikte değerlendirilebilir. Sonradan kötü sonuç doğması tek başına işlem anında yetersizliği kanıtlamaz. Uyuşmazlıkta sözleşme, yazışma, ödeme kaydı, teslim belgesi ve olayın zaman çizelgesi birlikte değerlendirilir. İhtar, dönme, fesih, uyarlama, tazminat veya aynen ifa gibi yolların koşulları ve sonuçları aynı değildir. Zamanaşımı ile hak düşürücü süre karıştırılmamalı; aile ve kişi hukukunda kamu düzenine ilişkin özel usuller bulunabileceği unutulmamalıdır. Somut işlem önemli mali veya kişisel sonuç doğuruyorsa genel örnek yerine dosyaya özgü hukuk değerlendirmesi yapılmalıdır.