Aşırı ifa güçlüğü hangi durumda ileri sürülür?
Aşırı ifa güçlüğü, sözleşme kurulduktan sonra öngörülmeyen olağanüstü değişikliğin bir edimi dürüstlük kuralına aykırı ölçüde ağırlaştırmasıdır.
Kuruluş, geçerlilik ve hukuki etkiler
Değişikliğin borçludan kaynaklanmaması, sözleşme dengesini temelinden etkilemesi ve borcun henüz ifa edilmemiş veya haklar saklı tutularak ifa edilmiş olması aranabilir. Her maliyet artışı ya da kur değişikliği otomatik uyarlama sağlamaz; sözleşmede riskin kime yüklendiği ve olayın öngörülebilirliği incelenir. Özel hukuk ilişkisinde tarafların iradesi önemli olmakla birlikte emredici hükümler, kamu düzeni, kişilik hakları ve dürüstlük kuralı sınır oluşturur. İşlemin tarafları, konusu, şekli, temsil yetkisi ve varsa koşul ya da vade ayrı ayrı incelenir. Bir belgenin başlığı tek başına hukuki niteliği belirlemez; gerçek ortak amaç, görüşme süreci ve edimlerin fiilen nasıl yerine getirildiği de dikkate alınır. Kanunun aradığı şekle uyulmaması bazı işlemlerde geçerliliği, bazılarında ise ispatı etkileyebilir.
İspat, uyuşmazlık ve korunma yolları
Öncelikle sözleşmenin yeni koşullara uyarlanması, bu mümkün değilse dönme veya sürekli edimlerde fesih gündeme gelebilir. Borçlu tek taraflı olarak ödemeyi durdurduğunda temerrüt riski doğabileceğinden mahkeme talebi ve geçici önlem dikkatle planlanır. Ekonomik veri ve sözleşme hesabı somutlaştırılmalıdır. Uyuşmazlıkta sözleşme, yazışma, ödeme kaydı, teslim belgesi ve olayın zaman çizelgesi birlikte değerlendirilir. İhtar, dönme, fesih, uyarlama, tazminat veya aynen ifa gibi yolların koşulları ve sonuçları aynı değildir. Zamanaşımı ile hak düşürücü süre karıştırılmamalı; aile ve kişi hukukunda kamu düzenine ilişkin özel usuller bulunabileceği unutulmamalıdır. Somut işlem önemli mali veya kişisel sonuç doğuruyorsa genel örnek yerine dosyaya özgü hukuk değerlendirmesi yapılmalıdır.