Okurken soru üretme stratejisi nasıl öğretilir?
Okurken soru üretme, metinle ilgili rastgele soru çoğaltmak değil, anlama sürecini yöneten belirsizlikleri belirlemek ve yanıtı metnin kanıtıyla sınamaktır. Öğretmen önce nasıl soru sorduğunu ve ilgili cümleye nasıl döndüğünü modellemeli; öğrenci giderek sorusunu yeniden yazıp açıklamasını bağımsız kurmalıdır. Sorunun kalitesi, türü ve yanıtın dayanağı, sayısından daha anlamlıdır.
Metinden anlamlı soru çıkarmak
1. Metnin amacı önce görünür olur Öğrenciden bir metni okuyup “soru bulması” istendiğinde soru çoğu zaman yalnız bir cümlenin yüzeydeki sözcüğünü tekrar eder. Önce metnin türü ve okuma amacı açıklanır: bir açıklayıcı metinde süreç ve neden-sonuç, bir öyküde karakterin amacı ve olayın kanıtı aranabilir. Öğretmen kısa bir paragrafı düşünerek okur ve “Bu değişiklik neden oldu?” sorusunu hangi cümleden hareketle ürettiğini gösterir. Başlık hakkında rastgele merak etmek ile metni anlamak için soru üretmek böylece ayrılır. 2. Önce ve okurken sorular farklıdır Okumadan önce başlık ve görsellerden üretilen sorular bir tahmindir; metin ilerledikçe değiştirilmelidir. “Bu hayvan nerede yaşar?” sorusu yanıtlanınca okur yeni bilgiyi kullanarak “Yaşam alanı değişirse ne olur?” diye sorabilir. Öğrenciler tahminlerini kanıt diye sunmaz, metnin ilgili satırına döner. Öğretmen öğrencinin sorusunu tahtaya yazıp okuma sonunda yanıtlandı, açık kaldı veya yeniden yazılmalı şeklinde sınıflandırır. Bu döngü, soru üretmeyi süslü bir çalışma kâğıdı etkinliğinden anlamayı izleyen bir stratejiye dönüştürür. 3. Yanıtın türü metinde aranır Kimi sorunun cevabı doğrudan bir cümlede bulunur; kimi soru birkaç cümleyi birleştirmeyi veya gerekçeli çıkarım yapmayı gerektirir. “Isı artınca buzulda ne olur?” metinde açıkça anlatılmış olabilir; “Yazar neden iki farklı yılın haritasını kullandı?” sorusu kanıtları bir araya getirmeyi gerektirir. Sınıf, soruya yanıt verirken alıntı yığmak yerine gerekli cümleyi seçip kendi gerekçesiyle bağlar. Metnin söylemediği bir olguda “burada yanıt yok” demek de doğru okumadır; dış bilgiyi metin kanıtı gibi göstermemek gerekir.
Modelleme, geri bildirim ve aktarım
4. Öğretmen modelinden öğrenciye geçilir İlk örneklerde öğretmen sesli düşünerek durduğu yeri, aklına gelen soruyu ve yanıt ararken geriye dönüşünü gösterir. Sonra iki öğrenci aynı paragraf için farklı sorular üretir ve hangisinin ana düşünceyi anlamaya daha çok yardım ettiğini tartışır. İlerleyen oturumlarda öğrenciler kısa notlarla soruyu ve dayandığı satırı bağımsız yazar. Destek birden kesilmez: dil bilgisi, konu ön bilgisi veya okuma akıcılığı zorlanan öğrenciye daha kısa metin, sesli model veya kelime açıklaması gerekebilir. Üretilen soru sayısı tek başına başarı göstergesi değildir. 5. Sorunun kalitesi geri bildirimle gelişir “Metin ne hakkında?” çok geniş, yalnız bir tarih sorusu ise ana fikri sınamak için dar kalabilir. Geri bildirim “Neden?” diye soyut bırakılmaz; hangi iddianın metindeki hangi iki ayrıntı ile ilişkilendirileceği gösterilir. Öğrenci ilk sorusunu yeniden yazar ve iki yanıtı karşılaştırır: düzeltilmiş soru daha açık mı, metinden doğrulanabiliyor mu, anlamayı derinleştiriyor mu? Akran tartışması farklı çıkarımları açabilir, ama daha baskın konuşan öğrencinin yanıtı otomatik olarak doğru kabul edilmez. Metne dönüş ve gerekçe, konuşmanın ölçütüdür. 6. Anlama gerçek bir görevde sınanır Stratejiyi öğrenen öğrenci, yeni bir metinde öğretmen aynı soruyu vermediğinde de önemli belirsizlikleri sorabilmelidir. Kısa bir fen açıklaması, tarih kaynağı ve öykü parçasında farklı soru türleri denenir. Okuma sonunda öğrenci ana düşünceyi ve iki destekleyici kanıtı anlatır; yalnız soru listesi sunmak yeterli değildir. Yanlış çıkarım varsa kaynak cümleleri yeniden okunur ve sözcük bilgisi veya konu ön bilgisindeki eksik ayrıca ele alınır. Soru üretme, kelime öğretimi ve akıcı okumanın yerini almaz; etkisi metnin zorluğuna, öğretim desteğine ve öğrencinin gereksinimine bağlıdır.