Sanalda.comBETA
← BiyografilerFizikçi, matematikçi ve doğa filozofu · 1643–1727

Isaac Newton

Isaac Newton’un Godfrey Kneller tarafından yapılan portresinin reprodüksiyonu
Godfrey Kneller’in 1689 tarihli Newton portresinin reprodüksiyonu. Kamu malı; Wikimedia Commons.

Isaac Newton, hareket ve kütleçekimini ortak bir matematiksel çerçevede ele alan, kalkülüsün gelişmesine katkıda bulunan ve ışık üzerine deneyleriyle tanınan İngiliz bilim insanıdır. Matematik, gözlem ve deneyi bir araya getiren çalışmaları, klasik fiziğin kuruluşunda belirleyici oldu. Bununla birlikte Newton’un hayatı yalnızca bilimsel buluşlardan ibaret değildi; kamu görevleri, bilimsel tartışmaları, simya ve din araştırmaları da düşünce dünyasının önemli parçalarıydı.

Doğumu, ailesi ve takvim farkı

Newton, İngiltere’nin Lincolnshire bölgesindeki Woolsthorpe’ta doğdu. Doğum tarihi, o dönemde İngiltere’de kullanılan Jülyen takviminde 25 Aralık 1642, bugün yaygın olarak kullanılan Gregoryen takviminde 4 Ocak 1643’tür. Kaynaklarda 1642 ve 1643 yıllarının birlikte görülmesinin nedeni bu takvim farkıdır. Babası doğumundan önce vefat etti. Annesi Hannah Ayscough yeniden evlenince çocukluğunun bir bölümünü anneannesinin yanında geçirdi. Daha sonra Grantham’daki King’s School’da eğitim gördü.

Cambridge eğitimi ve matematiğe yönelişi

1661’de Cambridge Üniversitesi Trinity College’a girdi. Üniversitenin geleneksel öğretim programının yanında dönemin yeni matematik ve doğa felsefesi çalışmalarını kendi okumalarıyla izledi. Descartes, Wallis ve diğer yazarların eserleri, düşüncesinin geliştiği bilimsel ortamın parçalarıydı. 1667’de Trinity’de araştırmacı üye oldu. Isaac Barrow’un desteğiyle 1669’da Lucasian Matematik Profesörlüğüne getirildi. Cambridge, uzun yıllar boyunca araştırmalarının ve akademik hayatının merkezi olarak kaldı.

Veba yılları ve Woolsthorpe çalışmaları

1665’te Cambridge’deki veba salgını nedeniyle üniversite hayatı kesintiye uğrayınca Woolsthorpe’a döndü. 1665–1667 arasındaki dönemde matematik, ışık ve hareket üzerine yoğun biçimde çalıştı. Sonradan büyük teorilere dönüşecek düşüncelerinin önemli bölümü bu yıllarda gelişti. Bu dönemi bütün buluşlarını bir anda tamamladığı bir zaman dilimi gibi görmek yanıltıcıdır. Özellikle evrensel kütleçekimin kapsamlı biçimde kurulması, sonraki yıllarda süren hesaplamalar, tartışmalar ve gözlemlerle mümkün oldu.

Kalkülüs: değişimin matematiği

Newton, değişen nicelikleri incelemek için geliştirdiği yaklaşımı akışkan nicelikler ve flüksiyonlar üzerinden ifade etti. Bu çalışmalar, bugün diferansiyel ve integral hesap olarak öğretilen kalkülüsün kuruluşuna katkı sağladı. Türev değişim hızını, integral ise birikimi ve alan gibi toplam nicelikleri incelemeye yarayan temel araçlardır. Newton ayrıca sonsuz seriler ve genelleştirilmiş binom açılımı üzerinde çalıştı. Bu matematiksel yöntemler, eğrilerin incelenmesini ve hareket problemlerinin çözülmesini güçlendirdi. Çalışmalarının önemli bir bölümü, hazırlanmasından uzun süre sonra yayımlandı.

Newton’un üç hareket yasası

Birinci yasa, net dış kuvvet yoksa cismin durma veya sabit hızla doğrusal hareket durumunu koruduğunu anlatır. İkinci yasa, kuvveti momentumun değişimiyle ilişkilendirir; sabit kütle için net kuvvet, kütle ile ivmenin çarpımına eşittir. Üçüncü yasa ise etkileşen iki cismin birbirine eşit büyüklükte ve zıt yönlü kuvvet uyguladığını söyler. Üçüncü yasadaki kuvvetler farklı cisimlere etki eder; bu nedenle birbirini aynı cisim üzerinde götüren kuvvetler değildir. Bu yasalar, gündelik hareketlerden mühendislik hesaplarına kadar geniş bir alanda kullanılır.

Evrensel kütleçekim düşüncesi

Newton, yeryüzündeki düşme hareketiyle Ay’ın ve gezegenlerin hareketini aynı çekim yasası altında ele aldı. Yasaya göre iki noktasal kütle arasındaki çekim, kütlelerin çarpımıyla doğru, aralarındaki uzaklığın karesiyle ters orantılıdır. Küresel simetrili cisimler için de uygun koşullarda aynı yaklaşım kullanılabilir. Böylece gökyüzü ile yeryüzünün bütünüyle ayrı fizik kurallarına bağlı olduğu düşüncesi yerine ortak bir matematiksel açıklama güç kazandı. Newton, çekimin etkilerini hesapladı; onun fiziksel nedenini bütünüyle açıklamış olduğunu ileri sürmedi.

Principia: 1687’de yayımlanan büyük eser

Philosophiae Naturalis Principia Mathematica, 1687’de yayımlandı. Türkçeye Doğa Felsefesinin Matematiksel İlkeleri olarak çevrilebilen eser, hareket yasalarını ve kütleçekimini sistemli bir yapıda birleştirdi. Gezegen hareketleri, kuyruklu yıldızlar ve gelgit gibi farklı problemler ortak ilkelerle ele alındı. Edmond Halley, Newton’u çalışmasını geliştirmeye teşvik etti ve kitabın basımına önemli destek verdi. Principia, yalnızca bir sonuçlar listesi değil, fiziksel olayların matematiksel olarak nasıl araştırılabileceğini gösteren bir yöntem örneğiydi.

Prizma deneyleri ve beyaz ışık

Newton, prizma deneyleriyle beyaz ışığın farklı renk bileşenlerinden oluştuğunu gösterdi. Renkleri prizmanın sıfırdan ürettiğini varsaymak yerine, farklı bileşenlerin farklı miktarlarda kırıldığını savundu. Ayrılan ışığın yeniden birleştirilmesi, bu açıklamanın deneysel dayanaklarından biriydi. 1672’de yayımladığı ışık ve renk çalışması bilim çevrelerinde geniş tartışma yarattı. Optik araştırmaları, bilimsel bir iddianın yalnızca gözleme değil, deney düzeninin dikkatle kurulmasına ve alternatif açıklamaların sınanmasına da dayanması gerektiğini ortaya koydu.

Yansıtmalı teleskop ve araç yapımı

1668 dolaylarında yaptığı küçük yansıtmalı teleskop, ışığı toplamak için mercek yerine ayna kullanan başarılı erken örneklerden biriydi. Newton, mercekli sistemlerde farklı renklerin farklı odaklanmasından doğan renk sapması sorununu azaltmayı amaçlıyordu. Aygıt Royal Society’de ilgi gördü ve bilimsel ününün artmasına katkıda bulundu. Newton tipi teleskop düzeni, sonraki yüzyıllarda geliştirilen yansıtmalı teleskopların önemli tasarımlarından biri oldu. Bu çalışma, onun kuramsal düşüncenin yanında deney aleti yapımıyla da ilgilendiğini gösterir.

Opticks ve araştırmayı yönlendiren sorular

1704’te İngilizce yayımlanan Opticks, Newton’un ışığın yansıması, kırılması ve renkler üzerine çalışmalarını bir araya getirdi. Principia’nın ağırlıklı matematiksel anlatımından farklı olarak deneyler, gözlemler ve bunlardan çıkarılan sonuçlar daha görünür bir yer tuttu. Eserin sonraki baskılarında genişleyen sorular bölümü, ışık ve madde hakkında yeni araştırma alanları açtı. Newton’un ışık anlayışı fizik tarihinin önemli bir aşamasıdır; modern ışık kuramının bütün ayrıntılarını bugünden geriye taşıyarak ona atfetmek doğru olmaz.

Leibniz ve Hooke ile bilimsel tartışmaları

Gottfried Wilhelm Leibniz de kalkülüsü bağımsız olarak geliştirdi. İki araştırmacının çalışmalarının önceliği konusunda başlayan tartışma, destekçilerinin katılmasıyla sertleşti. Bugün kalkülüsün gelişimi her ikisinin katkısıyla ele alınır; kullanılan gösterimlerin önemli bir bölümü Leibniz geleneğinden gelir. Newton’un Robert Hooke ile ışık ve kütleçekim düşünceleri üzerinde de anlaşmazlıkları oldu. Bu tartışmalar, bilim tarihinin yalnızca keşiflerden oluşmadığını; yazışmalar, yayımlama tercihleri, kurumlar ve kişisel rekabetlerle de şekillendiğini gösterir.

Royal Society başkanlığı ve şövalyelik

1672’de Royal Society üyeliğine seçilen Newton, 1703’te kurumun başkanı oldu ve bu görevi ölümüne kadar sürdürdü. Başkanlık yılları, bilim dünyasındaki otoritesini ve kurumsal etkisini artırdı. 1705’te Kraliçe Anne tarafından şövalye unvanı verildi; bu nedenle adı Sir Isaac Newton olarak da yazılır. Akademik çalışmalarının yanında kamu görevleri ve bilimsel kurumlarla ilişkileri, hayatının özellikle Londra döneminde belirginleşti.

Kraliyet Darphanesi ve sahte parayla mücadele

Newton 1696’da Kraliyet Darphanesi’nde Warden, 1699’da Master görevine getirildi. Darphane görevi yalnızca adı bulunan bir makam değildi; para basımı, idare ve para düzenine ilişkin sorunlarla yakından ilgilendi. Gümüş paraların yenilenmesi sürecinde çalıştı, para kırpma ve sahtecilik olaylarının soruşturulmasına katıldı. Delil toplama ve şüphelilerle ilgili süreçleri takip etmesi, biyografisinin laboratuvar ve üniversite dışındaki önemli boyutlarından biridir.

Simya çalışmaları

Newton, simyaya ve maddelerin dönüşümüne ilişkin metinleri uzun yıllar okudu, notlar çıkardı ve deneyler yaptı. Günümüzde bu çalışmaların önemli bir bölümü el yazmaları üzerinden incelenmektedir. Onları yalnızca modern kimyanın başarısız bir öncülü olarak görmek, dönemin düşünce dünyasını anlamayı zorlaştırır. On yedinci yüzyılda doğanın gizli süreçleri, metaller ve kimyasal değişimler farklı bilgi gelenekleri içinde araştırılıyordu. Newton’un simya ilgisi, bilimsel kişiliğinin daha geniş bir tarihsel bağlamda değerlendirilmesi gerektiğini gösterir.

Din, kutsal metinler ve tarih araştırmaları

Newton, Kitâb-ı Mukaddes, erken Hıristiyanlık tarihi, kehanet yorumları ve eski uygarlıkların kronolojisi üzerine kapsamlı notlar tuttu. Dinî düşüncesi, döneminin resmî kilise öğretisiyle her noktada örtüşmüyordu; özellikle Teslis konusunda geleneksel öğretiye karşı görüşler geliştirdi. Bu düşüncelerinin önemli bir kısmını yaşarken açık biçimde yayımlamadı. Din ve tarih araştırmaları, onun doğa incelemelerinden bütünüyle ayrı, önemsiz bir uğraş değil, hayatı boyunca emek verdiği entelektüel alanlardı.

Elma hikâyesinin gerçekte anlattığı

Newton’un düşen bir elmayı görerek çekim üzerine düşündüğünü anlattığına dair tanıklıklar vardır. William Stukeley’in daha sonra kaleme aldığı hatıralar, bu anlatının bilinen kaynaklarındandır. Ancak elmanın başına düştüğü ve bir anda bütün teoriyi bulduğu biçimindeki yaygın resim, güvenilir tarihsel anlatımla aynı şey değildir. Hikâye, yeryüzünde düşen bir cismin hareketiyle Ay’ın hareketi arasında soru kurmayı simgeler. Kuramın ortaya çıkışı ise uzun süreli matematiksel çalışma ve bilimsel etkileşim gerektirdi.

Özel hayatı, son yılları ve vefatı

Newton hiç evlenmedi. Hayatı boyunca yoğun çalışma alışkanlıklarıyla tanındı; ilişkileri ve kişiliği hakkında farklı dönemlerde farklı portreler çizildi. Onu yalnızca yalnız bir dâhi olarak tanımlamak, ailesiyle, çalışma arkadaşlarıyla ve kamu kurumlarıyla kurduğu ilişkileri gözden kaçırabilir. Londra’daki son yıllarında bilimsel ününü ve kamu görevini sürdürdü. Jülyen takvimine göre 20 Mart, Gregoryen takvimine göre 31 Mart 1727’de vefat etti. Westminster Abbey’e defnedildi.

Bilimsel mirası ve Newton fiziğinin sınırları

Newton’un etkisi, hareket problemlerini birkaç yasa altında çözebilmenin ötesine uzanır. Matematiksel açıklamayı deney ve gözlemle ilişkilendiren yaklaşımı, fizik ve mühendisliğin çalışma biçimini derinden etkiledi. Kalkülüs, gök mekaniği ve optik alanlarındaki katkıları sonraki araştırmalar için güçlü bir temel oluşturdu. Yirminci yüzyılda görelilik ve kuantum kuramları, klasik fiziğin her ölçekte yeterli olmadığını gösterdi. Buna rağmen Newton mekaniği, hızların ışık hızına göre küçük olduğu ve kuantum etkilerinin belirleyici olmadığı çok sayıda durumda son derece kullanışlı bir yaklaşım olmayı sürdürür.